Adamın biri Afrika´da safariye çıkarken, yanına minik köpeğini de almış.
Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor.
- Şimdi başım dertte, diye düşünmüş köpekcik . . .
Etrafına bakmış yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yere dönerek kemikleri kemirmeye başlamış, bu arada da arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş.
Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine konuşmuş:
- Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir tane daha var mı?
Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış:
- Tam zamanında kurtuldum, yoksa bu köpeğe yem olacaktım, diye düşünmüş leopar...
Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir maymun olanları izliyormuş, bildiklerini kullanarak bundan sonra kendisini leopardan kurtaracağını düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu anlatmış. Leopar köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna, "atla sırtıma, gidip şunu yakalayalım" demiş.
Az önceki yerde bekleyen minik köpek, bakmış kızgın leopar sırtında maymunla birlikte süratle kendisine yaklaştığını fark etmiş.Ne yapacağını düşünürken, kaçmaya da kalkmamış.
Bunun yerine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek kemikleri kemirmeye devam etmiş.
Tam leopar saldıracakken, yine kendi kendine konuşarak leopara duyurmuş:
"Şu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim, hala haber yok ! "
DİPLOMASİ DENEN ŞEY BU...
Yapabiliyorsan; hızlı düşün, sakin ol, güçlü görün, düşmanını kendi silahı ile vur...
Güncel Konular, Yarışma Soruları ve Cevapları, Eğlence, Fıkra, Siyaset, Genel Kültür,Bilgi Yarışması, Anlamlı Sözler
Bu Blogda Ara
ibret alınacak hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ibret alınacak hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Temmuz 2014 Cumartesi
9 Kasım 2013 Cumartesi
Nasipden Ötesi Yok ÖYKÜ
Nasipden Ötesi Yok
Gencin birisi Kâbe'de hep, "ey dogruların yardımcısı olan Allahım, ey haramdan sakınanların yardımcısıolan Allahim, sana hamdü sena ederim" diye dua ederdi.
Bu durum herkesin dikkatini çeker.
Birisi, (neden hep ayni duayi yapiyorsun, baska bir sey bilmiyor musun?) der.
O da anlatır :
7-8 sene önce yine Kâbe'de iken içi altın dolu bir torba buldum. Tam 1000 altın vardı. İçimden bir ses bu altınlarla, şunlari şunlari yaparsin) diyordu. Hayir dedim kendi kendime, bu benim degil, başkasının malı, onu kullanmam haram olur dedim.
Bu sırada birisi,
-"şöyle bir torba bulan var mı?" diye bağırıyordu.
çağırdım onu, nasıl bir torbaydı, içinde ne vardı diye sordum.
Torbayi tarif etti ve içinde 1000 altın vardı dedi. Al öyleyse torbanı diyerek verdim. Adam torbayı açıp içinden bana 30 altın verdi, pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı. Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına yaklaştım, bu köle için ne istiyorsunuz dedim. 30 altin dediler.
Adamdan aldığım 30 altını verip bu genç esiri satın aldım. Bir iki yıl geçti.
Genç çok çalışkan, çok edepli idi. Onu aldığıma çok memnun olmuştum.
Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu.
Genç bana dedi ki,
-Efendim, ben Fas Emiri'nin oğluyum. bu gelenler babamın adamları.
Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi bir insansın, beni onlara 30 bin altından aşağıya satma dedi. O kişiler yanıma geldi, bu esiri bize satar mısın dediler.
- Satarım dedim. 60 altın verelim dediler.
-Olmaz dedim. İyi ama sen bunu 30 altına almadın mı? biz sana iki mislini
veriyoruz dediler.
- Öyleyse gidin pazardan alın dedim.
Artıra artıra 20 bin altına kadar çıktılar. 30 binden aşağı olmaz dedim.
Çaresiz kabul ettiler. Altınları verip, genci alıp gittiler.
Ben o 30 bin altınla işyerleri açtım, ticaret yaptım, daha çok zengin
oldum.
Bir gün bana arkadaslar, "çok zengin bir ailenin iyi bir kizi
var, babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim" dediler. ben de "olur"
dedim.
Nikah kıyıldı, deve yükleri çeyizini getirdiler. Çeyiz arasında bir torba
dikkatimi çekti.
Kıza, "bu nedir" dedim.
İçinde 970 altin var, babam kâbede bunu kaybetmis, bulan gence 30 unu
vermis, kalanını da bana hediye etti, çeyizine koyarsın dedi".
Demekki bulduğum altınlar benim rızkım imiş, vermeseydim haram yoldan
gelecekti, şimdi helal yoldan yine bana geldi.
Bana yardım edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce
Rabbime hamd ederim.
Gencin birisi Kâbe'de hep, "ey dogruların yardımcısı olan Allahım, ey haramdan sakınanların yardımcısıolan Allahim, sana hamdü sena ederim" diye dua ederdi.
Bu durum herkesin dikkatini çeker.
Birisi, (neden hep ayni duayi yapiyorsun, baska bir sey bilmiyor musun?) der.
O da anlatır :
7-8 sene önce yine Kâbe'de iken içi altın dolu bir torba buldum. Tam 1000 altın vardı. İçimden bir ses bu altınlarla, şunlari şunlari yaparsin) diyordu. Hayir dedim kendi kendime, bu benim degil, başkasının malı, onu kullanmam haram olur dedim.
Bu sırada birisi,
-"şöyle bir torba bulan var mı?" diye bağırıyordu.
çağırdım onu, nasıl bir torbaydı, içinde ne vardı diye sordum.
Torbayi tarif etti ve içinde 1000 altın vardı dedi. Al öyleyse torbanı diyerek verdim. Adam torbayı açıp içinden bana 30 altın verdi, pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı. Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına yaklaştım, bu köle için ne istiyorsunuz dedim. 30 altin dediler.
Adamdan aldığım 30 altını verip bu genç esiri satın aldım. Bir iki yıl geçti.
Genç çok çalışkan, çok edepli idi. Onu aldığıma çok memnun olmuştum.
Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu.
Genç bana dedi ki,
-Efendim, ben Fas Emiri'nin oğluyum. bu gelenler babamın adamları.
Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi bir insansın, beni onlara 30 bin altından aşağıya satma dedi. O kişiler yanıma geldi, bu esiri bize satar mısın dediler.
- Satarım dedim. 60 altın verelim dediler.
-Olmaz dedim. İyi ama sen bunu 30 altına almadın mı? biz sana iki mislini
veriyoruz dediler.
- Öyleyse gidin pazardan alın dedim.
Artıra artıra 20 bin altına kadar çıktılar. 30 binden aşağı olmaz dedim.
Çaresiz kabul ettiler. Altınları verip, genci alıp gittiler.
Ben o 30 bin altınla işyerleri açtım, ticaret yaptım, daha çok zengin
oldum.
Bir gün bana arkadaslar, "çok zengin bir ailenin iyi bir kizi
var, babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim" dediler. ben de "olur"
dedim.
Nikah kıyıldı, deve yükleri çeyizini getirdiler. Çeyiz arasında bir torba
dikkatimi çekti.
Kıza, "bu nedir" dedim.
İçinde 970 altin var, babam kâbede bunu kaybetmis, bulan gence 30 unu
vermis, kalanını da bana hediye etti, çeyizine koyarsın dedi".
Demekki bulduğum altınlar benim rızkım imiş, vermeseydim haram yoldan
gelecekti, şimdi helal yoldan yine bana geldi.
Bana yardım edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce
Rabbime hamd ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)