Güncel Konular, Yarışma Soruları ve Cevapları, Eğlence, Fıkra, Siyaset, Genel Kültür,Bilgi Yarışması, Anlamlı Sözler
Bu Blogda Ara
4 Şubat 2018 Pazar
Allah Deveyi İğnenin Deliğinden Geçirebilir mi?
Necip Fazıl’a, “Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?” diye
sormuşlar. “Evet geçirir” demiş. Bunun üzerine “deveyi mi küçültür,
yoksa iğneyi mi büyültür?” demişler. Necip Fazıl, İlahi kudretin
sonsuzluğunu ifade babında, şu cevabı vermiş: “Ne deveyi küçültür, ne
iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin gözbebeğine sığdırdığı gibi,
vızır vızır geçirir.”
Kahve Fincanı Hikaye
Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti.
Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;
"Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.”
Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!
Kekeleyerek: "Nasıl? Anlayamadım?" diyebildi yaşlı kadın.
"Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:
"Yeter! Lütfen dur artık!" diye bağırmak zorunda kaldım.
Ama usta sadece gülümsedi ve; "Daha değil!" diye cevapladı beni.
"Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:
"Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!"
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:
"Henüz değil!"
"Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek"
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:
"Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!"
"Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve "Daha değil!" diyordu.
"Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.
"Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.
"Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!" dedim. Onun cevabı ise aynıydı: "Henüz değil!"
"Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. "Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!" diye bağırdım.
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. "Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!" diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine "Daha değil!" diyordu.
Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.
"Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:
"Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?"
Ona "Evet" dedim.
Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve "Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım."
"Evet bu sensin!" dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.
Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde."
Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
"Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
Bana zarar vereceğini düşündüm.
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim. Teşekkür ederim."
USTA FİNCANI, YARATICI İNSANI ŞEKİLLENDİRİR..
Yeter ki acıdaki hikmeti görelim.
Önemli olan, kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini öğrenmek...
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti.
Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;
"Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.”
Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!
Kekeleyerek: "Nasıl? Anlayamadım?" diyebildi yaşlı kadın.
"Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:
"Yeter! Lütfen dur artık!" diye bağırmak zorunda kaldım.
Ama usta sadece gülümsedi ve; "Daha değil!" diye cevapladı beni.
"Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:
"Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!"
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:
"Henüz değil!"
"Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek"
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:
"Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!"
"Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve "Daha değil!" diyordu.
"Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.
"Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.
"Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!" dedim. Onun cevabı ise aynıydı: "Henüz değil!"
"Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. "Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!" diye bağırdım.
Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. "Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!" diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine "Daha değil!" diyordu.
Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.
"Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:
"Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?"
Ona "Evet" dedim.
Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve "Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım."
"Evet bu sensin!" dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.
Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde."
Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
"Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
Bana zarar vereceğini düşündüm.
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim. Teşekkür ederim."
USTA FİNCANI, YARATICI İNSANI ŞEKİLLENDİRİR..
Yeter ki acıdaki hikmeti görelim.
Önemli olan, kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini öğrenmek...
29 Ocak 2018 Pazartesi
Her olasılığımız, imkansızlığını da yanında getiriyor...
Her olasılığımız, imkansızlığını yanında getiriyor,farkında mısınız?
Güçlü Ol Tatlım
Adam 15 yıldır tutuklu bulunduğu hapishaneden kaçar. Evin birine gizlice girer.
İçerde geniş bir yatakta bir çifti yakalar.
Adama yataktan kalkmasını emreder ve onu bir sandalyeye bağlar.
Adamın karısını yatağa bağlarken boynunu öper, sonra kalkar ve banyoya gider.
O ordayken adam karısına şöyle fısıldar: dinle, bu adam bir kaçak. Şu kıyafetlere baksana.
Büyük ihtimalle hapishanede çok fazla zaman geçirdi ve yıllardır hiçbir kadın görmedi.
Boynunu nasıl öptüğünü gördüm. Eğer seninle birlikte olmak isterse
sakın karşı koyma ya da şikayet
etme… Sana ne derse onu yap.
O sana ne yaparsa yapsın onu mutlu et çünkü bu adam kesinlikle çok tehlikeli.
Eğer kızarsa ikimizi de öldürür. Güçlü ol, tatlım seni seviyorum.
Karısı cevap verir: O benim boynumu öpmüyordu, kulağıma fısıldıyordu.
Bana gay olduğunu, seni çok tatlı bulduğunu ve hiç vazelin olup olmadığını sordu.
Ben de banyoda olduğunu söyledim. Güçlü ol tatlım. ben de seni seviyorum…
İçerde geniş bir yatakta bir çifti yakalar.
Adama yataktan kalkmasını emreder ve onu bir sandalyeye bağlar.
Adamın karısını yatağa bağlarken boynunu öper, sonra kalkar ve banyoya gider.
O ordayken adam karısına şöyle fısıldar: dinle, bu adam bir kaçak. Şu kıyafetlere baksana.
Büyük ihtimalle hapishanede çok fazla zaman geçirdi ve yıllardır hiçbir kadın görmedi.
Eğer kızarsa ikimizi de öldürür. Güçlü ol, tatlım seni seviyorum.
Karısı cevap verir: O benim boynumu öpmüyordu, kulağıma fısıldıyordu.
Bana gay olduğunu, seni çok tatlı bulduğunu ve hiç vazelin olup olmadığını sordu.
Ben de banyoda olduğunu söyledim. Güçlü ol tatlım. ben de seni seviyorum…
Maskeli Balo
Karı koca kıyafet balosuna gidecek. Evden çıkmadan kadın bir anda
halsiz düşüyor ve evde kalmak istediğini ama kocasının gitmesini
istediğini söylüyor. Adam da balo kıyafetini yanına alıp gidiyor. Kadın 1
saat sonra kendini iyi hissediyor ve balonun yapılacağı yere gidiyor.
Yalnız kocasının bildiği kıyafeti değil başka bir kıyafet giyiyor ve onu
uzaktan izlemeye karar veriyor. Baloya gittiğinde bir de ne görsün.
Kocası genç kadınlardan birinden birine koşuyor. En sonunda da güzel
bir kızla odalardan birine çıkıyor. Bunu gören kadın hemen intikam için
bir adamın yanına yanaşıyor ve başlıyor flört etmeye. Çok uzun sürmeden
de adamın arabasına gidip malum işle intikam alıyor.
Gece bitip te sabah kahvaltısında kadın kocasına soruyor aşkım nasıldı
gecen iyi eğlenebildin mi bari? Evet aşkım ya süperdi ama baloda
değildim. Sen gelmeyince rkadaşlarla poker oynamaya kulübe gittik.
Kıyafetimi de, kıyafeti olmadığı için baloya giremeyen bir gence verdim.

26 Ocak 2018 Cuma
" İnsanlığa dair ne varsa, oradan başlayalım bu sabah..." GÜNAYDIN
" İnsanlığa dair ne varsa,
oradan başlayalım
bu sabah..."
oradan başlayalım
bu sabah..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
