Yerine Düşmeyen Gelin Yerine Yerine, Boyuna Uymayan Esvap Sürüne Sürüne ESKİR!
Yerine Düşmeyen Gelin Yerine Yerine, Boyuna Uymayan Esvap Sürüne Sürüne ESKİR!
Güncel Konular, Yarışma Soruları ve Cevapları, Eğlence, Fıkra, Siyaset, Genel Kültür,Bilgi Yarışması, Anlamlı Sözler
Bu Blogda Ara
24 Şubat 2015 Salı
EĞER YÜRÜDÜĞÜNÜZ YOLDA GÜÇLÜK VE ENGEL YOKSA BİLİN Kİ O YOL SİZİ BİR YERE ULAŞTIRMAZ…
EĞER YÜRÜDÜĞÜNÜZ YOLDA GÜÇLÜK VE ENGEL
YOKSA BİLİN Kİ O YOL SİZİ
BİR YERE ULAŞTIRMAZ…
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine
kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu.
Bakalım neler olacaktı? Ülkenin en zengin tüccarları, en
güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan
öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya
girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından
bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.
Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı
ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde
kaldı; ama kayayı da yolun kenarına çekti.
Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın
eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın
doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde... “Bu altınlar kayayı
yoldan çeken kişiye aittir” diyordu kral. Köylü, bugün dahi
pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
“Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir
fırsattır...”
YOKSA BİLİN Kİ O YOL SİZİ
BİR YERE ULAŞTIRMAZ…
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine
kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu.
Bakalım neler olacaktı? Ülkenin en zengin tüccarları, en
güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan
öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya
girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından
bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.
Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı
ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde
kaldı; ama kayayı da yolun kenarına çekti.
Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın
eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın
doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde... “Bu altınlar kayayı
yoldan çeken kişiye aittir” diyordu kral. Köylü, bugün dahi
pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
“Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir
fırsattır...”
16 Şubat 2015 Pazartesi
Onda da var bir hayır (kıssadan hisse)
Bir gün padişah, vezirini yanına alıp ormanda dolaşmaya çıkar. Yalnız
bu vezirin her iki lafından biri "var onda da bir hayır, var bunda da
bir hayır."
Vezirini çok seven padişah, bu sözüne çok kızarmış.
Ormanda dolaşırken ağaçların arasından bir ok fırlayıp padişahın gözüne saplanır ve padişah can havliyle yerde kıvranırken, vezir yine aynı şekilde onda da var bir hayır padişahım der.
Bu defa padişah kükrer ve
- seni vezirlikten atıyorum defol gözüme görünme diyerek kovar.
Vezirini çok seven padişah, bu sözüne çok kızarmış.
Ormanda dolaşırken ağaçların arasından bir ok fırlayıp padişahın gözüne saplanır ve padişah can havliyle yerde kıvranırken, vezir yine aynı şekilde onda da var bir hayır padişahım der.
Bu defa padişah kükrer ve
- seni vezirlikten atıyorum defol gözüme görünme diyerek kovar.
Az sonra oku fırlatan adamlar, koşarak padişahın yanına gelirler ve:
- Başkanım bu adam kör olmuş bundan kurban olmaz diye bağırırlar, işte tam o anda padişah, vezirin o sözünün ne kadar doğru olduğunun farkına varıp, saraya dönünce tekrar huzuruna çağırır ve özür diler.
Özür dilerim gerçekten haklıymışsın, beni affet dediği anda vezir:
- Padişahım ben kırılmadım gücenmedim onda da var bir hayır derken,
Padişah şaşırır,
- neden öyle söylüyorsun hiç mi kırılmadın?
Bunun üzerine vezir,
- Neden kırılayım efendim, dedim ya onda da var bir hayır, eğer siz beni kovmasaydınız, sizin gözünüz kör olduğu için adamlar beni kurban edeceklerdi....
Allahın her işinde vardır bir hayır. Başımıza gelen her kötü olayda umutsuzluğa kapılmamalıyız. Allah bizim için hayırlı olanı bizden daha iyi bilir.
- Başkanım bu adam kör olmuş bundan kurban olmaz diye bağırırlar, işte tam o anda padişah, vezirin o sözünün ne kadar doğru olduğunun farkına varıp, saraya dönünce tekrar huzuruna çağırır ve özür diler.
Özür dilerim gerçekten haklıymışsın, beni affet dediği anda vezir:
- Padişahım ben kırılmadım gücenmedim onda da var bir hayır derken,
Padişah şaşırır,
- neden öyle söylüyorsun hiç mi kırılmadın?
Bunun üzerine vezir,
- Neden kırılayım efendim, dedim ya onda da var bir hayır, eğer siz beni kovmasaydınız, sizin gözünüz kör olduğu için adamlar beni kurban edeceklerdi....
Allahın her işinde vardır bir hayır. Başımıza gelen her kötü olayda umutsuzluğa kapılmamalıyız. Allah bizim için hayırlı olanı bizden daha iyi bilir.
Balıkçı Tekneleri (kıssadan hisse)
Soğuk
bir kış sabahı sahilde bulunan küçük bir koydan bir balıkçı filosu
denize açıldı. Öğleden sonra büyük bir fırtına koptu ve gece olduğunda
balıkçı teknelerinden hiçbirisi limana dönememişti.Bütün gece boyunca
eşler, anneler, çocuklar ve sevgililer ellerini oğuşturup, kaybolan
sevdiklerini kurtarması için Allaha yakararak rüzgara açık kıyıda bir
aşağı bir yukarı dolandılar.
Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı, Erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı.
Ancak gün ışıdığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü.
Fakat, orada ümitsiz bir kişi vardı. Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi.
Kocası karaya çıkarken kadın şöyle bağırıyordu:
- “Aman Allahım, mahvolduk! Evimiz, içindeki herşeyle birlikte yangında kül oldu!”
Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı:
- “O yangını verene şükürler olsun! Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler yolunu buldu ve sâlimen limana döndük.”
Bu berbat durumda, bir de kulübelerden birinde yangın çıktı, Erkekler olmadığı için yangını söndürüp kulübeyi kurtarmak mümkün olmadı.
Ancak gün ışıdığında, herkesin sevinçle gördüğü gibi balıkçı teknelerinin tümü de sağlam olarak limana döndü.
Fakat, orada ümitsiz bir kişi vardı. Bu kişi yangında evi kül olan adamın eşiydi.
Kocası karaya çıkarken kadın şöyle bağırıyordu:
- “Aman Allahım, mahvolduk! Evimiz, içindeki herşeyle birlikte yangında kül oldu!”
Adam ise, kadını şaşırtan şu sözleri haykırdı:
- “O yangını verene şükürler olsun! Yanan kulübemizin ışığı sayesinde bütün tekneler yolunu buldu ve sâlimen limana döndük.”
5 Ocak 2015 Pazartesi
Öküzle Kuş Bir Arada Oturamaz
Kesinlikle okumalısınız !
Olay bir üniversitede profesör ve bir öğrenci arasında geçer. Öğrenci
yemekhanede... boş yer bulamadığı için profesörün yanına oturur.
Profesör bu durumu kabullenemez ve çocuğa;
- öküzlerle kuşlar bir arada oturamaz, der.
öğrenci hiç bozuntuya vermeden;
-o zaman ben uçayım, diye kalkar.
Profesör durumu içine sindiremeyince öğrencinin sınavından kalması için
elinden geleni yapar. Fakat öğrenci soruları eksiksiz cevaplandırır.
Bunu üzerine profesör;
- sana bir soru soracam, der.
- yolda karşına iki kese çıktı birinde akıl diğerinde para var. hangisini alırdın? der.
öğrenci;
- parayı alırdım.
deyince profesör;
-ben aklı alırdım, der .
öğrenci karşılık verir;
- dogaldır insan neye ihtiyacı varsa onu alır.
çıldırmak üzere olan profesör öğrencinin sınav kağıdına büyük harflerle "ÖKÜZ" yazar. öğrenciye verir.
Odadan çıkan öğrenci bir kaç dakka sonra gelip seslenir;
- hocam imzanızı atmışsınız ama notum nerede!!!
Olay bir üniversitede profesör ve bir öğrenci arasında geçer. Öğrenci
yemekhanede... boş yer bulamadığı için profesörün yanına oturur.
Profesör bu durumu kabullenemez ve çocuğa;
- öküzlerle kuşlar bir arada oturamaz, der.
öğrenci hiç bozuntuya vermeden;
-o zaman ben uçayım, diye kalkar.
Profesör durumu içine sindiremeyince öğrencinin sınavından kalması için
elinden geleni yapar. Fakat öğrenci soruları eksiksiz cevaplandırır.
Bunu üzerine profesör;
- sana bir soru soracam, der.
- yolda karşına iki kese çıktı birinde akıl diğerinde para var. hangisini alırdın? der.
öğrenci;
- parayı alırdım.
deyince profesör;
-ben aklı alırdım, der .
öğrenci karşılık verir;
- dogaldır insan neye ihtiyacı varsa onu alır.
çıldırmak üzere olan profesör öğrencinin sınav kağıdına büyük harflerle "ÖKÜZ" yazar. öğrenciye verir.
Odadan çıkan öğrenci bir kaç dakka sonra gelip seslenir;
- hocam imzanızı atmışsınız ama notum nerede!!!
3 Ocak 2015 Cumartesi
Günahın Affı (kıssadan hisse)
Adamın biri Hz. Musa'ya danışmaya gitmiş. Benim günahım çok ne yapmalıyım diye sormuş.
Hz. Musa da:
Bir yolun kenarına bir çeşme yaptır, gelene gidene su içir,
çeşmenin yanına da bir kuru çubuk dik demiş. O çubuk ne zaman yeşerirse o zaman günahların affolunmuş demektir.
Adam bu denilenleri yapmış, yolun kenarında durup gelene geçene su içirmeden bırakmıyormuş. Fakat halen çubukta hiç bir yeşerme yok. Bir başka gün yine çeşmenin yanında dururken karşıdan bir atlı geldiğini görmüş. Ona da su içirmek istemiş fakat atlının çok acele bir işi olduğunu ve su içmek için duramayacağını söylemiş. Adam da bu acele işin ne olduğunu merak edip sormuş. Atlı da:
- Şu anda bir kızın evlenmesine engel olmaya gidiyorum o yüzden duramam diye bağırınca çeşmedeki adam silahı çekmiş vurmuş bir de bakmış ki çubuk yeşermeye başlamış.
Evlilik kutsal bir olaydır. Mümkün olduğu kadar kimsenin yuva kurmasına, kurduğu yuvanın yıkılmasına sebep olmak çok büyük günahtır..
Hz. Musa da:
Bir yolun kenarına bir çeşme yaptır, gelene gidene su içir,
çeşmenin yanına da bir kuru çubuk dik demiş. O çubuk ne zaman yeşerirse o zaman günahların affolunmuş demektir.
Adam bu denilenleri yapmış, yolun kenarında durup gelene geçene su içirmeden bırakmıyormuş. Fakat halen çubukta hiç bir yeşerme yok. Bir başka gün yine çeşmenin yanında dururken karşıdan bir atlı geldiğini görmüş. Ona da su içirmek istemiş fakat atlının çok acele bir işi olduğunu ve su içmek için duramayacağını söylemiş. Adam da bu acele işin ne olduğunu merak edip sormuş. Atlı da:
- Şu anda bir kızın evlenmesine engel olmaya gidiyorum o yüzden duramam diye bağırınca çeşmedeki adam silahı çekmiş vurmuş bir de bakmış ki çubuk yeşermeye başlamış.
Evlilik kutsal bir olaydır. Mümkün olduğu kadar kimsenin yuva kurmasına, kurduğu yuvanın yıkılmasına sebep olmak çok büyük günahtır..
12 Aralık 2014 Cuma
null ne demektir, null anlamı nedir? cevap basit hemen öğrenin
Sözlükte null ne anlama gelmektedir?
Geçersiz, hükümsüz, önemsiz, boş, işe yaramaz, sıfır, hiç.
Geçersiz, hükümsüz, önemsiz, boş, işe yaramaz, sıfır, hiç.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
